• Bağımlılıklar
• Yeme Bozuklukları
• Kaygı Bozuklukları
• Duygudurum Bozuklukları
• Beden Dismorfik Bozukluk
• Obsesif Kompulsif Bozukluk
• Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)
• Psikosomatik Rahatsızlıklar
• Kişilik Bozuklukları
• Ölüm ve Yas Süreci
• Öfke Kontrolü ve Stres Yönetimi
• Kronik İlişki Sorunları
• Kişisel Farkındalık Çalışmaları
Yeme Bozuklukları
Yeme bozuklukları, bireyin yeme davranışlarında, beslenme alışkanlıklarında ve beden algısında ciddi bozulmalara yol açan, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı derinden etkileyen psikiyatrik bozukluklardır. Bu bozukluklar arasında en sık görülenler; aşırı kilo kaybı ve yiyecek kısıtlaması ile karakterize anoreksiya, tekrarlayan tıkınma ve ardından kusma, laksatif kullanımı veya aşırı egzersiz gibi telafi edici davranışlarla seyreden bulimia nervoza, kontrolsüz aşırı yeme ataklarının görüldüğü tıkınırcasına yeme bozukluğu ve besin dışı maddelerin tüketilmesiyle tanımlanan pika sendromu yer alır. Tüm bu rahatsızlıklar, genel olarak yeme bozuklukları kapsamında değerlendirilir ve bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür.
Kıbrıs’ta yeme bozuklukları üzerine çalışan bir Klinik Psikolog olarak, terapi seanslarımda anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu vb. yeme bozuklukları yaşayan danışanlarım ile Bilişsel davranışçı terapi (BDT), şema terapi teknikleri, mindfulness, farkına vararak yeme ve duygusal yeme ile başa çıkma stratejilerini kullanarak çalışıyorum.
Tedavi sürecini Transdiagnostik yaklaşım çerçevesinde yürütüyorum. Yani, yeme bozukluklarının ortak özelliklerini ve bu sorunların altında yatan temel nedenleri hedef alarak tedavi planları oluşturuyorum. Bu süreçte, bozukluğu sürdüren düşünce, duygu ve davranışlara yönelik müdahaleler yapıyor; danışanların yeme alışkanlıklarını düzenlemelerine ve olumsuz beden algılarını yeniden yapılandırmalarına yardımcı oluyorum.
Yeme bozukluklarında, erken tanı ve bütüncül tedavi planı, fiziksel komplikasyonların önlenmesinde, duygusal iyileşmenin desteklenmesinde ve nüks riskinin azaltılmasında hayati öneme sahiptir.
Yeme Bozukluğu Nedir?
Yeme bozuklukları, kişinin yeme davranışlarında, beslenme alışkanlıklarında ve beden algısında bozulma ile seyreden, hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı olumsuz etkileyen ciddi ruhsal bozukluklardır. DSM-5’e göre başlıca türleri arasında anoreksiya nervoza, bulimia nervoza, tıkınırcasına yeme bozukluğu, pika, kaçıngan/kısıtlı gıda alım bozukluğu (ARFID), geviş getirme bozukluğu ve OSFED (belirtilmiş diğer beslenme veya yeme bozukluğu) yer alır.
Bu bozukluklarda kişi, ya besin alımını aşırı kısıtlar ya da kontrolsüz tıkınma atakları ve telafi edici davranışlar (kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz) sergiler. Yeme bozuklukları, tedavi edilmediğinde ciddi tıbbi komplikasyonlara (kalp ritim bozuklukları, kemik erimesi, hormonal dengesizlikler, böbrek hasarı vb.) ve yaşam kaybına yol açabilir. Erken tanı ve multidisipliner tedavi (psikoterapi, beslenme rehabilitasyonu, tıbbi izlem) iyileşme şansını belirgin şekilde artırır.
Beslenme Bozukluğu Sebepleri Nelerdir?
Biyolojik / Genetik Faktörler:
• Ailede yeme bozukluğu öyküsü, genetik yatkınlık
• Beyin biyokimyasında (serotonin, dopamin gibi nörotransmitterlerde) dengesizlik
• Hormonal düzensizlikler
• Metabolik hassasiyet ve açlık-tokluk sinyallerinin bozulması
Psikolojik Faktörler:
• Mükemmeliyetçilik, obsesif-kompulsif özellikler
• Düşük benlik saygısı, beden algısı bozukluğu
• Duygu düzenleme güçlükleri, olumsuz duygulara düşük tolerans
• Travmatik yaşam olayları, sosyal izolasyon
Sosyal ve Kültürel Faktörler:
• İnce ve zayıf bedenin “ideal” olarak sunulması
• Sosyal medya ve medya baskısı
• Akran zorbalığı, aile içi kilo ve görünüm baskısı
• Spor veya mesleki alanlarda (bale, mankenlik, güreş vb.) kilo kontrolünün ön planda olması
Bu faktörler genellikle bir arada bulunur ve tetikleyici bir olay (örneğin sıkı diyet, sağlık sorunu, stresli yaşam olayı) yeme bozukluğunun başlamasına zemin hazırlar. Ayrıca, kısıtlı beslenme ve tıkınma-diyet döngüsü gibi davranışlar bozukluğun sürmesine katkıda bulunur.

Yeme Bozuklukları Türleri Nelerdir?
DSM-5’e ve kitabın içeriğine göre yeme bozuklukları şunlardır:
Anoreksiya Nervoza (AN)
• Enerji alımının kısıtlanması sonucu yaşa, boya ve cinsiyete göre beklenenin altında bir vücut ağırlığı.
• Yoğun kilo alma veya şişman görünme korkusu.
• Beden ağırlığı/şekline gereğinden fazla önem verme.
• Alt tipleri: Kısıtlayıcı tip ve tıkınırcasına yeme/çıkarma tipi.
Bulimia Nervoza (BN)
• Tekrarlayan tıkınırcasına yeme atakları.
• Kilo almayı önlemek için kusma, laksatif/diüretik kullanımı, aşırı egzersiz gibi telafi davranışları.
• Ataklar en az 3 ay boyunca haftada 1 kez görülür.
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB / BED)
• Tekrarlayan tıkınma nöbetleri (kontrol kaybı hissiyle aşırı yemek).
• Telafi edici davranışlar yoktur.
• Ataklardan sonra yoğun suçluluk, utanç ve sıkıntı hissi.
Kaçıngan/Kısıtlayıcı Gıda Alım Bozukluğu (ARFID)
• Besin alımını miktar veya çeşitlilik olarak kısıtlama.
• Kilo kaybı, büyüme geriliği veya beslenme yetersizliğine bağlı tıbbi riskler.
• Estetik kaygıdan çok, gıdaya ilgi azlığı veya olumsuz deneyim (boğulma, kusma) öyküsü etkili olabilir.
Pika Sendromu
• Besin değeri olmayan maddeleri (toprak, kireç, boya, kağıt vb.) düzenli olarak yeme.
• Genellikle çocuklarda, hamilelerde veya zihinsel gelişim geriliği olanlarda görülür.
Geviş Getirme Bozukluğu
• Yenmiş gıdanın ağıza geri getirilmesi, yeniden çiğnenmesi veya tükürülmesi.
OSFED (Belirtilmiş Diğer Beslenme veya Yeme Bozukluğu)
• DSM-5 kriterlerini tam karşılamayan, ancak klinik açıdan anlamlı yeme bozukluğu tablosu (ör. atipik anoreksiya nervoza, purging bozukluğu, gece yeme sendromu).
Tanımlanmamış Beslenme veya Yeme Bozukluğu
• Belirtiler mevcut fakat başka kategorilere uymayan durumlar.
Beslenme Bozuklukları Belirtileri Nelerdir?
Fiziksel Belirtiler:
- Ani kilo kaybı veya alımı
- Düşük veya yüksek VKİ (vücut kitle indeksi)
- Hormonal düzensizlikler (adet kesilmesi, testosteron düşüklüğü)
- Saç dökülmesi, cilt kuruluğu, tırnak kırılması
- Diş minesinde aşınma, mide reflüsü
- Halsizlik, baş dönmesi, bayılma
- Kemik erimesi, kas erimesi
Psikolojik ve Davranışsal Belirtiler:
- Sürekli kilo, beden ölçüsü veya görünüş ile meşgul olma
- Aşırı diyet yapma veya öğün atlama
- Tıkınırcasına yeme atakları
- Kusma, laksatif/diüretik kullanma
- Yeme sırasında suçluluk, utanç, kaygı
- Sosyal ortamlarda yemekten kaçınma

Uzman Klinik Psikolog
Nurten Çidem
Uzman Klinik Psikolog Nurten Çidem, psikoloji lisans eğitimini Girne Amerikan Üniversitesi’nde, Klinik Psikoloji yüksek lisansını ise Yakın Doğu Üniversitesi’nde onur derecesiyle tamamlamıştır. Eğitim sürecinde bağımlılık psikolojisi, yeme bozuklukları, kaygı ve duygudurum bozuklukları gibi alanlarda yoğunlaşmış; KKTC Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu, Antalya Yaşam Hastanesi ve İstanbul Özel Moodist Psikiyatri & Nöroloji Hastanesi AMATEM biriminde önemli klinik deneyimler kazanmıştır.
Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi ve Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi yöntemlerini uygulayan Çidem, bağımlılık tedavisi ve yeme bozuklukları alanında uluslararası onaylı eğitimlere sahiptir.
Uzman Klinik Psikolog Nurten Çidem, 2023 yılından bu yana, kurucusu olduğu NeuroAxis Psikoloji Merkezi’nde, Kıbrıs, Girne ve Lefkoşa’dan gelen danışanlarına yüz yüze ve online psikoterapi hizmetleri sunmaktadır.
Uzmanlık Alanları
Yeme Bozukluğu Kimlerde Görülür?
Yeme bozuklukları, yalnızca belirli bir yaş, cinsiyet veya sosyoekonomik gruba özgü olmayan, geniş bir yelpazede görülebilen ciddi ruhsal rahatsızlıklardır. Ancak bazı gruplar, biyolojik, psikolojik ve sosyal nedenlerden dolayı daha yüksek risk taşır.
Cinsiyet: Araştırmalar, yeme bozukluklarının kadınlarda erkeklere kıyasla daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Özellikle anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza tanıları, kadınlarda 10 kat daha fazla rapor edilmektedir. Bununla birlikte erkeklerde de yeme bozukluğu vakaları artmaktadır; özellikle kas kütlesini artırma veya “fit” görünme amacıyla kısıtlayıcı diyetler ve aşırı egzersiz yapan erkeklerde risk yüksektir.
Yaş: En sık ergenlik ve genç erişkinlik döneminde (14–25 yaş arası) görülür. Ergenlikteki fiziksel değişimler, beden algısında hassasiyet ve akran baskısı, yeme bozukluğu riskini artırır. Bunun yanında ergenlik öncesinde veya 30’lu–40’lı yaşlarda başlayan vakalar da mevcuttur. Menopoz sonrası kadınlarda, kilo alımı korkusu ve beden imajındaki değişiklikler tetikleyici olabilir.
Meslek ve Spor: Beden ölçüsünün ve kilosunun doğrudan performansa ya da mesleki başarıya etki ettiği alanlarda risk belirgin artar. Bale, jimnastik, güreş, boks, mankenlik, oyunculuk, moda endüstrisi ve dayanıklılık sporları gibi alanlar, sıkı kilo kontrolü ve ince vücut baskısıyla ilişkilidir.
Kişilik Özellikleri: Mükemmeliyetçilik, obsesif-kompulsif özellikler, yüksek kontrol ihtiyacı, düşük benlik saygısı, dürtüsellik veya duygusal dalgalanmalar gibi özellikler, yeme bozukluğu gelişme riskini artırabilir.
Aile ve Sosyal Çevre: Aile içinde kilo, diyet ve dış görünüşe aşırı vurgu yapılması, eleştirel veya kontrolcü ebeveyn tutumları, yeme bozukluğu riskini artırır. Akran zorbalığı, sosyal izolasyon, ilişkilerde reddedilme veya dışlanma da önemli sosyal faktörlerdir.
Tıbbi ve Psikiyatrik Durumlar: Depresyon, anksiyete bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluk, travma öyküsü veya madde kullanım bozuklukları olan bireylerde yeme bozukluğu riski daha yüksektir.
Sonuç olarak, yeme bozukluğu her yaşta ve cinsiyette görülebilir, ancak biyopsikososyal risk faktörlerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkma olasılığı artar. Erken farkındalık ve risk grubundaki kişilerin izlenmesi, tedaviye erken başlanmasını sağlayarak prognozu iyileştirebilir.
Beslenme Bozuklukları Ne Zaman Ortaya Çıkar?
Beslenme bozuklukları, yaşamın farklı dönemlerinde ortaya çıkabilmekle birlikte, genellikle riskin en yüksek olduğu dönem ergenlik ve erken yetişkinliktir. Çoğu araştırma, ilk belirtilerin 14–18 yaş arasında başladığını, ortalama tanı yaşının ise 18–21 olduğunu göstermektedir. Ancak çocukluk, orta yaş ve hatta ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir.
Ergenlik Dönemi: Bu dönem, biyolojik, psikolojik ve sosyal değişimlerin en yoğun yaşandığı süreçtir. Hızlı fiziksel büyüme, hormonal dalgalanmalar, beden yağ oranındaki değişimler ve cinsel kimlik gelişimi, beden algısını etkiler. Akran zorbalığı, sosyal karşılaştırmalar ve medya etkisi, ergenlerde kilo ve görünüş kaygısını tetikleyerek yeme bozukluğu riskini artırır.
Geç Ergenlik ve Genç Erişkinlik: Üniversiteye başlama, bağımsız yaşama geçiş, akademik ve sosyal stresler, bu dönemde risk faktörlerini güçlendirir. Kilo kontrolüne yönelik sıkı diyetler veya aşırı egzersiz, bozukluğun başlangıcını hızlandırabilir.
Çocukluk: Daha nadir olsa da, özellikle ARFID (kaçıngan/kısıtlı gıda alım bozukluğu) ve pika gibi türler çocuklukta görülebilir. Gelişimsel bozukluklar, duyusal hassasiyetler veya besinlerle ilgili olumsuz deneyimler bu dönemde etkili olabilir.
Orta Yaş ve İleri Yaş: Kadınlarda menopoz döneminde, erkeklerde ise kilo ve fiziksel form değişikliklerine bağlı olarak yeme bozuklukları tetiklenebilir. Orta yaşta başlayan vakalar genellikle stresli yaşam olayları, boşanma, iş kaybı veya sağlık sorunları ile ilişkilidir.
Tetikleyici Olaylar: Yaşamın herhangi bir döneminde, travma, ani kilo kaybı veya alımı, sağlık problemleri, sosyal medya baskısı, estetik kaygılar, yakın çevreden gelen eleştiriler, bozukluğun ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
Özetle, beslenme bozuklukları sıklıkla ergenlik ve genç erişkinlikte başlasa da, her yaşta görülebilir. Tetikleyici olayların ve risk faktörlerinin fark edilmesi, erken müdahale için kritik önemdedir.
Yeme bozukluğu ile Nasıl Başa Çıkılır?
Yeme bozukluğu ile başa çıkmak, yalnızca bireysel çabalarla değil, profesyonel destek, aile katılımı ve sosyal destek ağlarının devreye girmesiyle mümkün olur. Erken müdahale, düzenli beslenme planı, psikoterapi teknikleri ve tıbbi izlem önemli basamaklardandır.
Erken Tanı ve Müdahale: Belirtilerin fark edilmesiyle birlikte bir psikiyatri uzmanı, klinik psikolog ve beslenme uzmanına başvurmak gerekir. Yeme bozuklukları zamanla kronikleşme eğilimindedir; bu nedenle erken tedavi prognozu iyileştirir.
Psikoeğitim: Kişinin yeme bozukluğunun doğasını, tıbbi risklerini ve tedavi sürecini anlaması sağlanır. Bu, motivasyonu artırır ve tedaviye uyumu kolaylaştırır.
Düzenli ve Dengeli Beslenme: Beslenme uzmanı ile kişiye özel bir öğün planı oluşturulur. İlk aşamada, kalori sayımından çok düzenli yemek saatleri ve öğün atlamamanın önemi vurgulanır.
Duygu Düzenleme Becerileri: Yeme bozuklukları çoğunlukla olumsuz duygularla başa çıkma aracı olarak kullanılır. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) teknikleri, mindfulness, farkına vararak yeme ve duygusal yeme ile başa çıkma stratejileri uygulanır.
Aile ve Sosyal Destek: Aile, özellikle çocuk ve ergen vakalarda tedavinin merkezindedir. Aile temelli terapi (FBT), evde yemek düzeni ve destekleyici iletişimi güçlendirir.
Telafi Davranışlarının Azaltılması: Kusma, laksatif kullanımı veya aşırı egzersiz gibi sağlıksız telafi yöntemleri bırakılır, yerine sağlıklı başa çıkma yöntemleri konur.
Uzun Vadeli Plan: Nüks riskini azaltmak için tedavi sonrası takip seansları, beden algısı çalışmaları ve stres yönetimi devam eder.
Sonuç olarak, yeme bozukluğu ile başa çıkmak çok yönlü bir süreçtir ve profesyonel destek olmadan kalıcı başarı sağlamak zordur.
Yeme Bozukluklarında Hangi Terapi Yöntemleri Uygulanır?
Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT):
• Yeme bozukluğunu sürdüren düşünceler, inançlar ve davranışlar üzerinde çalışır.
• Düzenli beslenme alışkanlığı kazandırılır.
• Tıkınma tetikleyicileri belirlenir ve uyaran kontrolü uygulanır.
• Beden algısı bozukluğu ve düşük benlik saygısı hedeflenir.
• Nüks önleme stratejileri geliştirilir.
Aile Temelli Terapi (FBT):
• Özellikle çocuk ve ergenlerde birincil yaklaşımdır.
• Aile, yemek düzeninin sağlanmasında ve motivasyonun korunmasında aktif rol alır.
Grup Terapisi:
• Ortak deneyimler üzerinden destek ve farkındalık sağlar.
İlaç Destekli Psikoterapi:
• Bulimia nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğunda fluoksetin gibi SSRI’lar eklenebilir.
• Anoreksiya nervozada olanzapin gibi bazı atipik antipsikotikler iştah artırıcı ve anksiyete azaltıcı etki gösterebilir.
Destekleyici Terapi Teknikleri:
• Farkına vararak yeme (mindful eating)
• Duygusal yeme ile başa çıkma becerileri
• Mükemmeliyetçilik ve katı diyet düşüncelerinin esnetilmesi
Bu yaklaşımlar genellikle kombine şekilde uygulanır ve tedavi süresi, bozukluğun türüne ve şiddetine göre değişir.
Yeme Bozuklukları için Psikiyatriste mi, Diyetisyene mi, Psikoloğa mı Gidilmeli?
Yeme bozuklukları, hem psikolojik hem fiziksel hem de beslenme ile ilgili sorunların bir arada görüldüğü, multidisipliner tedavi gerektiren ciddi ruhsal rahatsızlıklardır. Bu nedenle yalnızca tek bir uzmana başvurmak çoğu zaman yeterli olmayabilir; ideal yaklaşım, bir tedavi ekibi içinde çalışmaktır.
Bu ekibin en temel üç ayağının psikiyatrist, diyetisyen ve klinik psikolog olduğu vurgulanır.
Psikiyatrist:
• Yeme bozukluğununtanısını koyan ve tedavi planını koordine eden
• Fiziksel risklerin (ani kilo kaybı, elektrolit dengesizlikleri, kalp ritim bozuklukları vb.) değerlendirilmesini sağlar.
• Gerekirseilaç tedavisi başlar (ör. bulimia nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğunda fluoksetin, anoreksiya nervozada olanzapin gibi).
• Diğer branş hekimleri (dahiliye, endokrinoloji, kardiyoloji vb.) ile gerekli konsültasyonları ayarlar.
Diyetisyen:
• Hastanınbeslenme düzenini yeniden oluşturur ve beslenme rehabilitasyonu
• Kilo restorasyonu, düzenli öğün saatleri ve besin çeşitliliğinin artırılması konularında planlama yapar.
• Gıdaya duyulan aşırı korkuyu azaltmak içingüvenli besin listeleri ve kademeli maruziyet uygular.
Psikolog (veya Psikoterapist):
• Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT)
• Tıkınma tetikleyicilerini belirleme, bilişsel yeniden yapılandırma, duygu düzenleme becerileri ve beden algısı çalışmaları yapar.
• Çocuk ve ergenlerde aile temelli terapi uygular.
• Nüks önleme stratejilerini öğretir.
• Duygusal yeme, mükemmeliyetçilik ve düşük benlik saygısı gibi psikolojik süreçlere müdahale eder.
Sonuç olarak:
Yeme bozukluğu olan bir bireyin yalnızca diyetisyen ya da yalnızca psikoloğa gitmesi yeterli olmayabilir. Psikiyatrik tanı ve tıbbi izlem, beslenme rehabilitasyonu ve psikoterapi süreci eş zamanlı yürütülmelidir. Bu üç alanın koordineli çalışması, hem fiziksel sağlığın hem de psikolojik iyileşmenin sağlanması için kritik önemdedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Yeme bozukluğu nedir tıpta?
Beden ağırlığı, yeme davranışı ve beslenme düzeninde ciddi bozulma ile seyreden, fiziksel ve psikolojik sağlığı etkileyen ruhsal hastalık grubudur.
Yemek yememe sorunu neden olur?
Psikolojik faktörler (depresyon, anksiyete, travma), bedensel hastalıklar, yeme bozuklukları (anoreksiya nervoza), ilaç yan etkileri veya yoğun stres.
Pika yeme bozukluğu nedir?
Besin değeri olmayan maddelerin (toprak, kireç, kağıt vb.) en az 1 ay boyunca tekrarlayıcı şekilde yenmesi ile karakterizedir.
Aşırı yemenin psikolojik nedenleri nelerdir?
Stres, kaygı, depresyon, yalnızlık, düşük benlik saygısı, olumsuz duygularla başa çıkmak için yeme davranışını kullanma.
Geri çıkarma (geviş getirme) bozukluğu nedir?
Yenmiş gıdanın ağıza geri getirilmesi, yeniden çiğnenmesi veya tükürülmesi davranışının tekrarlayıcı şekilde yapılması.
Beslenme bozukluğuna hangi doktor bakar?
Psikiyatrist tanı koyar ve tedaviyi yönetir; diyetisyen beslenme planını düzenler; klinik psikolog psikoterapi uygular.
Yeme bozukluğu başka hastalıklara sebep olur mu?
Evet. Kalp ritim bozukluğu, hormonal sorunlar, kemik erimesi, kas erimesi, sindirim sistemi problemleri, depresyon gibi hastalıklara sebep olabilir.
DSM-5 yeme bozuklukları nelerdir?
Anoreksiya nervoza, bulimia nervoza, tıkınırcasına yeme bozukluğu, pika, ARFID, geviş getirme bozukluğu, OSFED, tanımlanmamış yeme bozukluğu.
Yeme bozukluğuna ne iyi gelir?
Erken profesyonel destek, düzenli beslenme, psikoterapi, aile desteği, sağlıklı başa çıkma yöntemleri.
Yeme bozuklukları atlatılır mı?
Evet. Doğru tedavi, düzenli takip ve destek ile tamamen iyileşme mümkündür; erken müdahale başarı şansını artırır.

